|
Cumartesi, 02 Şubat 2008 |
|

Salih Kalyon, "Komedi Dükkanı"yla geç gelen starlığın keyfini yaşıyor. 44 yıldır oyunculuk yapan Salih Kalyon'u artık herkes "Salih Abi" diye çağırıyor...
Son günlerde televizyonun en çok güldüren programlarından biri Komedi Dükkanı.
Tolga Çevik ve Salih Kalyon programda yönetmen ne diyorsa onu yapıyor.
Kimi zaman Alp Dağları'nda kayak yapan siyam ikizini canlandırıyor, bir
kiminde Bollywood'da çalışan oyuncuları bazen Robinson ve Cuma
oluyorlar...
Salih Kalyon programda oyuncu olmak isteyen
beceriksiz iki kişiden, kendince usta olduğunu düşünen 'Ben bu işi
zaten biliyorum. Şunu yap, bunu yap, öyle yapma demelerine gerek yok.
Boşu boşuna bana bir şeyler öğretmeye çalışıyorlar' havalarına giren
karakteri canlandırıyor.
Aslında Kalyon uzun zamandır ekranlarda. Hepimiz onu senelerce devam eden Bizimkiler dizisindeki 'Tak Sedat' rolüyle tanıdık. 12 yıl bu dizide oynadıktan sonra birçok başarılı projede yer alan Kalyon, daha sonra Fırtına dizisinde çapkın bir baba olarak karşımıza çıktı. Şimdi ise Komedi Dükkanı'nda
partneri Tolga Çevik ile yaptığı doğaçlamalarla gülmekten kırıp
geçiriyor. Programda Tolga Çevik'in de kendisine 'Salih Abi' demesinden
sonra herkesin 'Salih Abi' diye hitap ettiği Salih Kalyon 'Bence bu
hitap şekli bana çok yakıştı' diyecek kadar halinden memnun...
DOĞAÇLAMA ÇOK ZOR İŞ
Komedi Dükkanı'na nasıl girdiniz?
Bir
gün Plato Film'den bir telefon geldi. Görüşmeye gittim. Proje Tolga
Çevik'e ait olduğu için benimle çalışmak istemiş. Ben de kabul ettim ve
böylece başlamış olduk. Çok da iyi gidiyor program.
Bir metin yazarınız var mı, yoksa her şey doğaçlama mı yapılıyor?
Ben
metin tiyatrosundan geliyorum. Doğaçlama tiyatrosu dediğimiz çok farklı
bir şey. Bu programda da kendimi öyle bir şey için hazırlıklı görmedim
ve elimde bir yazılı metnin olmasını istedim. Çünkü tam anlamıyla
bahsettiğimiz doğaçlama zor ve yetenek isteyen bir şey. Seyirci önünde
durmadan sürekli akmak zorunda olan bir oyun oynamak zorundasınız. Onun
için ilk başlarda bocaladım. Hatta vazgeçme noktasına kadar gelmiştim.
O yüzden de Can Yılmaz metinlerimizi yazmaya başladı. Biz de yazdığı
metin üzerinden gidiyoruz ama çoğu zaman metni uygulamıyoruz. Tolga ile
o anda ne hissediyorsak onu yapıyoruz. Hatta Can kardeşimize ayıp
ettiğimizi düşünüyoruz.
Yönetmeni merak edenler daha çok bekleyecek
Oyunda bir de sizi yönlendiren bir yönetmen var. O da sizin gibi oyuncu mu?
O
konuda bir şey söyleyemem çünkü arkadaşımız sır. Onun kim olduğunu
oyunun son günü ilan edeceğiz. Yani program ne zaman son bulursa o da o
zaman kendini gösterecek. Ama şuan büyüsü bozulmasın diye ne
gösteriyoruz kendisini ne de bir ipucu veriyoruz.
En azından oyuncu mu değil mi onu söyleyin?
Kesinlikle
olmaz. O da sır çünkü. Ama kendisi bu durumdan çok memnun. Çünkü bazen
öyle oluyor ki ünü bizimkini geçiyor. Hatta neredeyse hiç görünmek
istemiyor.
ALTI AYLIK BİLET TÜKENDİ
Son zamanlarda tiyatroda seyirci azalırken, sizin oyununuza çok büyük bir talep var. Altı aylık biletleriniz şimdiden tükenmiş.
Oyunu
oynadığımız salon 60 kişilik. Bu salonda oynamaya devam edersek oyun üç
yıl daha devam eder. Ama 600 kişilik bir salona geçersek ne kadar
seyircimiz olur bilemeyiz. İnsanlarımız bu programı çok sevdi.
Onlara farklı geldi bu konsept. Tamamen içten ve doğal davranıyoruz.
Rol kesmiyoruz. Yani iki beceriksiz adam çıkıp oyun oynuyor. Bu durum
insanlara komik geliyor ve öyle geldiğimiz için de çok talep görüyoruz.
Ayrıca tiyatroya ilk Ankara Sanat Tiyatrosu'nda başladığımda da uzun
kuyruklar oluşuyordu. Şimdi de Komedi Dükkanı'nda kuyruklar
oluşuyor ve insanlar yer bulmakta güçlük çekiyor. Her oyuncuya her
tiyatrocuya da nasip olacak bir olay değil. O bakımdan kendimi çok
şanslı hissediyorum.
Yeni projeleriniz var mı?
Yakında özel bir kanalda yayınlanacak olan bir dizide oynayacağım. Dizinin ismi Üvey Aile.
Her ne kadar dram dizisi gibi görünse de komedi olacak. Dizide her şeyi
dalgaya alan matrak bir babayı canlandırıyorum. Bunun dışında tiyatro
yapmayı istiyoruz ama bu aralar olmuyor. Fakat Komedi Dükkanı o açığımızı kapatıyor.
'Komedi Dükkanı'nda bana iş bul' diyen var
Komedi yapmak, insanları güldürmek kolay mı?
Hayır,
aslında insanları güldürmek çok zor bir iş. Çünkü herkesin ağladığı bir
ülkede, yaşam şartlarını göz önünde bulundurduğumuzda ve yaşananları
düşündüğümüzde karşımıza birçok dram çıkıyor. Aslında dramlar da
komedinin bir parçası. O nedenle böyle bir durumda dahi güldürmek bizi
çok mutlu ediyor. Artık bizi görenler durduk yerde gülmeye başlıyor. Bu
çok güzel bir duygu. Şunu unutmamak gerekir ki gülen insan sağlıklı
insandır.
ARKADAŞ GİBİ OLDUK
'Bizi görenler gülmeye başlıyor' dediniz. Bununla ilgili komik bir hikayeniz var mı?
Olmaz
mı, çok var. Bir kere insanlar beni kendilerine çok yakın buluyorlar.
Yani arkadaşlarından aile dostlarından farklı görmüyorlar. Sonuçta
onlar için sıradan biriyim. Genelde toplu taşıma araçlarıyla sehayat
ediyorum. Bir gün bir yere giderken yanıma biri geldi ve 'Bana da iş
bulsana Komedi Dükkanı'nda' dedi. Şaşırdım, yüzüne baktığımda ise 'Ne
var? Sen yapıyorsan ben de yapabilirim' dedi. Onun bu doğallığı o kadar
güzeldi ki anlatamam.
Tolga çok yetenekli bir aktör
Partneriniz Tolga Çevik'i nasıl buluyorsunuz?
Genç
kuşak oyuncular içerisinde yetenekli buluyorum. Oynadığı tüm rollerin
hakkını veriyor. Ayrıca çok da iyi bir aktör. Yaşı benden çok genç ve
önünde çok uzun yıllar var. Birlikte benim tecrübelerim onun
enerjisiyle yol almaya çalışıyoruz. Birbirimize her zaman destek
oluyoruz.
Tolga Çevik ile önceden de tanışıyorsunuz öyle değil mi?
Tabii
ki. Hadi Çaman Tiyatrosu'nda yaptığı işlerden bu yana bilirim Tolga'yı.
Çok severim beğenirim kendisini. Daha sonra Beşiktaş Kültür Merkezi'nde
karşılaştık. Orada Bana Bir Şeyhler Oluyor oyununda birlikte oynadık. Ardından Vizontele, Vizontele Tuuba ve Organize İşler filmlerinde birlikte çalıştık.
Birçok program yaptınız. İçlerinden en çok hangisine güldünüz?
Hintli yönetmen oyununda Tolga da ben de çok güldük. Hatta tutamadık kendimizi. Bu sefer seyirci daha çok gülmeye başladı.
Nasıl tepkiler alıyorsunuz?
Bugüne
kadar olumsuz tepki almadık. Bu da beni korkutuyor. Bu kadar mükemmel
olmamalı diye düşünüyorum. Hatta bazen 'Yanlış bir şey mi var acaba da
bize söylemiyorlar' diye de düşünmüyor değilim. Ama eleştiri almak çok
güzel bir şey. Maalesef ülkemizde eleştiriler hep yanlış anlaşılıyor.
Eleştiri üzerine bir örnek vermek istiyorum. Ankara Sanat Tiyatrosu'nda
Fransız bir yazar oyunumuzun galasına davetli olarak gelmişti. Orada
seyirci yazara sorular sordu. Biri 'Çok duygulandığınız bir hikayenizi
anlatır mısınız?' diye sorunca 'Bir gece yatıyordum. Saat üç civarı
telefon çalınca irkilerek açtım ve bir baktım karşımdaki kişi Fransa
Cumhurbaşkanı. Bana 'Eksalans çok özür dilerim. Biliyorum uygunsuz bir
saatte arıyorum ama ancak bu saatte kitap okumaya fırsat bulabildim. Şu
anda da sizin bir romanınızı okuyorum ve çok etkilendim. Sabahı
beklemeden hemen telefon açıp sizi tebrik etmek istedim' dedi' diye
anlatmıştı. Ben de onun anlattıklarından çok etkilenmiştim. Çünkü bizim
ülkemizde böyle şeyler olmuyor.
(kralmagazin)
Facebook'ta Paylaş  |