|

İlk sinema filmi "Beyaz Melek"le büyük ses getiren Mahsun Kırmızıgül, hakkında yapılan eleştirileri hak etmediğini söyledi.
Senaryosunu yazıp yönettiği, aynı zamanda başrol oynadığı "Beyaz Melek"
filmi ile son zamanlarda adından sıkça söz ettiren Mahsun Kırmızıgül,
sessizliğini Kelebek için bozdu: "12 ay bu filmle yatıp kalktım.
Uykumda bile film çektim, kurguladım, müzik yaptım. İnanın çok
yoruldum. Panikatak oldum. Ama elde edilen başarı bu yorgunluğa değdi.
Film, 4'üncü haftasında 1.5 milyon gişe yaparak 2007'nin en çok izlenen
filmi oldu."
İlk sinema filmi "Beyaz Melek"le büyük başarı
elde eden Mahsun Kırmızıgül, hakkında çıkan eleştirilere Kelebek
aracılığıyla yanıt verdi. Kırmızıgül, "12 ay bu filmle yatıp kalktım.
Uykumda bile film çektim, kurguladım, müzik yaptım. İnanın çok
yoruldum. Panikatak oldum. Ama elde edilen başarı bu yorgunluğa değdi"
diyor.
Aslında sizin yönetmenlik tarafınızı ilk keşfeden Kelebek okurları oldu, öyle değil mi?
-
Evet, doğru... 10 yıl önce Kelebek Ödülleri'nde "Kardeşlik Türküsü"nün
klibiyle, "En İyi Klip Yönetmeni" ödülü almıştım. Dediğiniz gibi, beni
ilk keşfeden Kelebek okurları oldu.
n Yönetmenlik durduk yere olunacak bir meslek değil. Sinema aşkı içinize ne zaman düştü, size kim cesaret verdi?
-
Sinema içimde hep yaşadığım ama kimselerle paylaşmadığım bir aşktı.
Bunu ortaya çıkarmam için doğru zaman gerekiyordu. Doğru zaman da bu
zamanmış. Bana cesaret veren ise içsesimdir. Hayatımda ilk defa kimseyi
dinlemeden tüm cesaretimle bir projeyi hayata geçirdim. "Beyaz Melek"in
senaryosunu yazmaya, geçen yıl kasım ayında başlamıştım. Yazarken
yönetmenlik yapmak aklımın ucundan bile geçmiyordu. Her şey bitip,
yönetmen aramaya başladığım sırada görüştüğüm yönetmen arkadaşım Cemal
Şan, işinin olduğunu söyleyerek bana "Beyez Melek"i en iyi benim
çekeceğimi söyledi. Sonrasında yapımcılar ve oyuncular da isteyince,
kararımı verdim ve işe koyuldum. Beni cesaretlendiren tüm dostlarıma
teşekkür ederim.
n Filmin hem senaryosunu yazdınız, hem
yönettiniz, hem oynadınız, hem de müziklerini yaptınız. Bütün bunları
yapma mecburiyetini neden kendinizde hissettiniz?
- Bunun
örneği Türkiye'de yok. Dünyada da bu duruma örnek teşkil edecek galiba
birkaç kişi var. Mesela Charlie Chaplin de yönetmiş, oynamış, senaryo
yazmış ve müziklerini yapmış. Ben neden yaptım? Aslında bu
zorunluluktan olmadı, tamamen benim projeme duyduğum titizlikten dolayı
oldu. İyi ki de her şeyi ben yapmışım. Çünkü içime sinen bir film oldu.
n "Beyaz Melek", huzurevlerinde geçen dramatik bir öyküye
sahip. Bu anlamda size ilham veren özel bir yaşanmışlık var mı
hayatınızda?
- İstanbul'a geldiğim ilk yıllarda, huzurevi
gerçeği ile tanıştım. Huzurevlerini ziyaret ettim ve oradaki gerçeği
insanlara anlatmaya karar verdim. Bunu içimde büyüttüm, besledim.
Yıllar sonra senaryoyu yazmaya karar verdiğimde ise kameramı alıp,
huzurevlerini dolaşmaya başladım. 100'e yakın insan ile bire bir
görüştüm. "Beyaz Melek"te yer alan birçok konu, bu insanların
hayatlarının gerçek kesitleridir. Tabii "Beyaz Melek" bir huzurevi
hikayesi değil, huzurevi filmin başlangıç noktasıdır benim için. "Beyaz
Melek" bir samimiyet, sevgi, saygı ve yitirilmiş insani değerlere vurgu
yapan, ölüm ile yaşam arasındaki o ince çizgide yer alan bir filmdir.
YAPIMCILARIN BANA GÜVENMESİ ÇILGINLIKTI
n Yapımcıların size güvenmesi de büyük bir cesaretlik göstergesi...
-
Doğru. Bana güvenmeleri büyük bir çılgınlıktı. Çünkü filmin bütçesi
oldukça kabarıktı. Güvenlerini boşa çıkarmadığım için çok mutluyum.
Çünkü işin başında birçok kişi, bu kadronun seyirci toplamayacağını
düşünüyordu. Ama "Beyaz Melek"te rol alan usta oyuncular, oyunlarıyla
filmi seyreden tüm insanları büyülediler. Bu filmin başarısı benim
popüler olmamdan ya da benim sesimin güzel olmasından değil, insanların
bu filmde farklı bir konuyu yakalamalarındandır. Seyirci samimiyeti
yakaladı. Seyreden insanların bir çoğu bu filmde kendini buluyor.
n Film, görüntüsüyle, hikayesiyle, müzikleriyle de beğeniliyor. Bu sizin tam anlamıyla sinemacı olduğunuz anlamına gelir mi?
-
Bir filmle sinemacı olunmaz. "Bu bir Mahsun Kırmızıgül" filmi değil ve
de olmayacak. Yüreğimi koyduğum tüm işlerimde devamlılık hep olacaktır.
BEYAZ MELEK, ZAZACA'NIN KONUŞULDUĞU İLK FİLM
n O zaman, "Mahsun Kırmızıgül de sinemacı oldu ya!" diyenlere bir sözünüz vardır...
-
Onlara bir şey söylemem gerekmiyor. 4. haftasında 1.5 milyonu geçen
"Beyaz Melek", 2007'nin en çok izlenen filmi oldu. İzleyici zaten her
şeyi söylüyor.
n Mahsun Kırmızıgül'e karşı hep bir ön yargı
var. Bunu, filminizde oynayan bazı oyuncular da dile getirdi. Acaba
"Beyaz Melek" bu önyargıları yıkmış mıdır?
- Bilmem, umurumda
da değil zaten. İnsanoğlu yaradılış olarak ne yazık ki, hep önyargılı
olmaya meyillidir. Bana karşı bazı kesimlerde bir önyargının olduğunu
biliyordum. Özellikle filmi çekmeye başladığımda kimileri burun kıvırıp
ciddiye almadılar. Neden almadıklarını düşündüğümde, bunun bugüne kadar
var olduğum müzikal kimliğimden kaynaklandığını fark ettim. İnsanların
ne dediği ile ilgilenmiyorum. Ben yarınlarda yapacağım projeleri
tasarlamaya ve düşünmeye başladım bile...
n Peki, "Ağlatarak gişe yapmaya çalıştığı için filmin her karesine bir dram koymuş" eleştirilerine ne diyeceksiniz?
-
Bunu söyleyenlere katılmıyorum, filmin her karesinde dram yok. Ben bu
filmde hayatın gerçeklerini anlattım. Filmde komedi de var, dram da...
Gözyaşları silinir, komiklikler unutulur ama "Beyaz Melek"teki bazı
sahneler, seyredenler tarafından asla unutulmayacaktır. "Beyaz Melek"te
amaçladığım gişe başarısı değildi. Verdiğim mesajların doğru yerlere
gitmesiydi, gittiğine de inanıyorum.
n Doğu insanını iyi, ahlaklı, Batı insanını ise kötü gösterdiğiniz yönünde de eleştiriler yapılıyor...
-
Bunu diyenler filmi hiç anlamamışlar. Benim filmimde baskın olan ana
karakterlerin tümü Batılı. "Beyaz Melek"te annesini huzurevine bırakmak
istemeyen Batı'nın vefalı karakteri Musa, Doğulu mu? Dedesinin
yanından, huzurevinden ayrılmak istemeyen Batılı küçük kız Buse Doğulu
mu? Huzurevinde birbirine sarılarak bir sevgi dünyası oluşturan
karakterlerin tümü Batılı. Filmimde konuşulan dil Kürtçe değil, geçek
hayatta babamın ve annemin konuştuğu dil olan ve benim de bildiğim
Zazaca'dır. Bu film ayrıca, dünyada Zazaca'nın konuşulduğu ilk film
olma özelliğini de taşıyor
ANNEM, "ARTIK CENNET SANA DAHAYAKIN" DEDİ
n Yönetmen ve oyuncu Mahsun Kırmızıgül bu filmden manevi anlamda ne kazandı?
-
Annemin hayatında sinema perdesinde izlediği ilk film, ona ithaf
ettiğim "Beyaz Melek" oldu. Bana sadece filmden çıkarken gözünde
yaşlarla şu cümleyi söyledi, "Oğlum şimdi cennet sana daha yakın" dedi.
Bu da bana yetti...
n Annenin filmi izlerken tepkileri nasıldı?
-
Sinemada ilk resmi gördüğünde gözleri fal taşı gibi açıldı. Ben filmi
anneme tercümanlık yaparak anlattım. Kameranın hareketli olduğu tüm
resimlerde annem, koltuklar yürüyor diye sık sıkı koltuğuna tutundu.
Hele deprem sahnesinde gülmekten yere düştüm. Annem sinemada deprem
oluyor diye yerinden kalkarak, "Çıkalım, deprem oluyor" diye bağırdı.
Annem, şu anda beni en çok güldüren ve yanında huzur bulduğum tek
insandır.
n Bir film sahibi olmak sizin psikolojinizi nasıl etkiledi?
-
12 ay bu filmle yatıp kalktım. Uykumda bile film çektim, kurguladım,
müzik yaptım. İnanın çok yoruldum. Panikatak oldum. Ama elde edilen
başarı bu yorgunluğa değdi. Artık dinleneceğim.
Kimse Yılmaz Güney olamaz
n Mahsun Kırmızıgül'den Yılmaz Güney olur mu?
-
Bu benzetmelere ne gerek var anlamıyorum. Türkiye'de kimse Yılmaz Güney
olamaz. Ayrıca beni neden birilerine hep benzetmek zorundalar? Bakın,
Yılmaz Güney bir ekoldü. Benim de çok sevdiğim ve hayranlık duyduğum
bir sinemacıdır. Kimseyi, kimseye benzetmeye gerek yok.
n Yılmaz Güney için "O benim için bir ilktir" diyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız?
-
Altı yaşında sinema perdesinde izlediğim ilk film, Yılmaz Güney
filmiydi. Ağabeyim Yılmaz Güney hayranıydı. Yılmaz Güney'in Zaza
olmasından dolayı da ailecek onu daha çok sevdik.
(kralmagazin)
Facebook'ta Paylaş  |