|
Pazartesi, 31 Aralık 2007 |
|

Beyazcamda dördüncü yılı Naz Elmas’ın. Önce "Haziran Gecesi"ndeki Havin olarak çarptı izleyiciyi.
Bu yıl ise atv ekranlarındaki "El Gibi" ile bir kez daha başrolde.
Aradan geçen dört yıl ona olgunluk katmış. Artık daha bir tartarak
konuşuyor. Önünde daha uzun yıllar olduğunun bilincinde ve hiçbir şey
için acelesi yok... Elmas, yaşadığı değişimi Elele dergisine anlattı.
Dünyanın neresine giderseniz gidin, oyuncuysanız, starlık müessesesi diye bir şey var. Siz nasıl bakıyorsunuz bu müesseseye?
Nötr bakıyorum.
Neden? Size uygun değil mi?
-
Uygun değil demedim. Ne artı, ne eksi... O öyle doğuştan olan bir şey
gibi geliyor bana. Mesela Brigitte Bardot... Ben onun star olarak
yaratıldığına inanıyorum. Yani öyle yaratıldıysanız, buna karşı
koyamazsınız. Kendi adıma ben de yıldızımın yaptığım işlerle
parlamasını çok isterim. Biraz kader, biraz da kısmet işi.
Starların beslendiği şeylerden biri de ruhlarının karmaşası, çelişkileridir. Sizde var mı böyle şeyler?
-
Ben bu ruh karmaşasının bütün insanlar için geçerli olduğuna
inanıyorum. Avukat da olsanız, doktor da, her işin bir karman
çormanlığı söz konusu. Starlık da zaten sadece oyunculukta var olan bir
şey değil. Avukatsanız da doktorsanız da yaptığınız işin starı
olabilirsiniz.
Yaşarken klasikleşmiş starlara baktığımızda,
onların etrafında bir hale vardır ve o hale biraz da ulaşılmazlık
halesidir. Nedense yeni jenerasyon oyuncular bu haleyi pek taşımıyor.
Sizce bu bilinçli bir tercih mi?
- Ben riyakarlık yerine,
naturellik ve doğallıktan yanayım. Bir numara olmak, tek olmak gibi bir
gayret içinde değilim. Bu benim star olmayacağım anlamına asla
gelmiyor. Bunu biliyorum. Biraz önce BB’yi konuştuk; onu neden
beğeniyoruz en çok? Başarılı ve güzel olduğu için mi? Hayır. Kendi gibi
bir kadın olduğu için. Ben buna dikkat ederim. İşini iyi yapmak
şartıyla tabii...
Bir de "Şeker Kız" olma durumları var. O nasıl bir şey?
-
Herkesin kendini ifade etme ve yaşama biçimi değişik tabii. Her zaman
şişik ego gerekmeyebilir. Tabii ki oyuncuların egosu vardır, onun büyük
ya da küçük olması tartışılır. Yani hangisi iyi bilemeyiz, çünkü herkes
için genelleyemeyiz.
Siz sokakta herkes gibi mi yürüyorsunuz?
- Hissiyat olarak evet... Bir de tabii bir sürü insanla karşılaşıp gülüşmek, yaptığınız iş hakkında güzel şeyler duymak var.
Televizyonda canlandırdığınız Ece karakteri yeni yeni oturma aşamasında sanırım...
-
Benim canlandırdığım karakterdeki kızın kafası iyice karışık, bu
doğru... Emre Altuğ’un oynadığı Demir ise küçük yaşta kendi kararlarını
alabilen, kendi ayakları üzerinde durabilen ve kendi sorumluluklarını
taşıyabilen bir tip... Ece, Demir’i çok sevmesine rağmen, kararlarını
alırken hep ailesine yaslanmış bugüne kadar. Sevmek, her şey demek
olmuyor tabii. Ancak yeni yeni bir mücadeleye girebildi. Zaten sevmek,
aslında mücadele etmektir. Ece, ölü doğduğunu sandığı oğlunun varlığını
bildikten sonra bu mücadeleyi akıl etti. Annelik çok şey öğretiyor
insana elbette.
"Sevmek mücadele etmektir" dediniz, sizin böyle bir fırsatınız oldu mu hiç?
-
Mücadele her insan ilişkisinde olması gereken bir şey. Sevdiğin için
mücadele etmek artı bir şey değil, fedakarlık hiç değil. İyi iletişim
içinde olduğum her ilişki için mücadele ederim ben.
Kitap okuyup, film izliyor musunuz?
- Bilenin bir artısı vardır orada... O yüzden de hep okurum, zaman zaman film kürüne girerim.
Kimlerin oyunundan bir şeyler öğrenirsiniz?
,
İsim vermek istemem. Özgü’yü (Namal) ve Nurgül’ü (Yeşilçay) çok
beğenirim. Şener Şen, Haluk Bilginer, Uğur Yücel, Sumru Yavrucuk ve
Tilbe Saran’ın oyunculuğundan çok şey öğrenir ve etkilenirim. Bunları
isim saymak için söylemedim, onlar hiç saymayacağım halde ağzımdan
refleks olarak çıkanlar.
İlerisi için nasıl bir kariyer planlıyorsunuz?
- Ben bu gibi işlerin planla programla olacağına inanmıyorum. O anki durumlar beni nasıl yönlendirecek hakikaten bilmiyorum.
Düzgün
bir yuva
kurmak
istiyorum
Evlenmek istiyor musunuz?
-
Evlenmek, çocuk sahibi olmak ve düzgün bir yuva kurmayı çok isterim.
Hiçbir şey planladığınız doğrultuda gitmeyeceği için, "Kariyerim ön
plandadır, onu gerçekleştirmeden evlenmem" de diyemem, evlenebilirim
de. Her şeyin bir arada yapılabileceğine inanıyorum. Bazıları gibi
düşünerek bulmam, hatta düşününce çıkmaza girilebileceğinden korkarım.
Kader ve kısmete inanırım.
Başınıza gelmesini en istemediğiniz şey nedir hayatta?
-Samimiyetsizlik incitir insanı.
Ajandanız Elele’den
Elele’den
ocak sayısında bütün okurlarına 2008 ajandası hediye! Mor, sarı ve
altın; üç farklı renkteki 320 sayfalık ajanda Elele ile birlikte
bayinizde. Dahası ve süper Elele ajandası, derginin ocak sayısında...
Hürriyet/Kelebek
Facebook'ta Paylaş  |