|

Aslıhan Ergüvan, hayallerinin peşinden gidecek cesarete sahip bir oyuncu.
Bu uğurda ailesine bile karşı gelmiş, hatta üniversite sonrası
çantasını kapıp evden ayrılmış. Ardından 1,5 sene boyunca Engin
Günaydın'la sahneye çıkmış. Onun "O Hikayedeki Mal benim" adlı tek
kişilik oyununda dans eden, takıldığı yerlerde Günaydın'ın imdadına
yetişen Erguvan, ilginç öyküsünü Onyedi dergisine anlattı.
Kısaca seni tanıyabilir miyiz?
- 28 yaşındayım. 5 senedir Cihangir’de yaşıyorum. Evim benim için
çok önemli, hayattaki en büyük lüksüm o, çünkü en çok zaman geçirdiğim
yer orası.
Oyunculuğa nasıl başladın?
- Ailemle çok çatıştık ortaokul-lise zamanları, konservatuvara
girmeme izin vermediler. Annem "Ben bu durumun sorumluluğunu
üstlenemem, normal bir okul oku, sonra ne yaparsan yap" dedi. İnsan o
yaşlarda o kadar cesaretli olamıyor ya da en azından ben değildim.
Kendi içimde asi olsam da ailemin sözünü dinlerdim. Marmara
Üniversitesi Ekonometri mezunuyum. Okul bittikten sonra çok ciddi bir
bunalıma girdim. Önemli bir yol ayırımı var aslında, ya kendi dünyanın
peşine düşüceksin ya da senden bekleneni yapacaksın. Annem yine karşı
çıkınca ben de bütün eşyalarımı toplayıp evden çıkıp gittim, setlerde
çalışmaya başladım. Annem üç-dört ay benimle konuşmadı, sonra bir
şekilde
barıştık. Üniversiteyi bitirip evden ayrıldıktan sonra ilk birkaç sene
dizilerde ve reklamlarda kostüm, kostüm tasarım, sanat yönetmenliği
yaptım. Hem biraz işleyişi öğrendim, hem de yavaş yavaş çevre edindim.
Bugüne kadar yer aldığın projeler hangileri?
- Engin Günaydın’la bir buçuk sene -ilk 60 oyun- sahneye çıktım. "O
Hikayedeki Mal Benim" adlı tek kişilik gösterisinde hem dans ediyordum
hem de o hikayeleri unuttuğunda ona hatırlatmalar yapıyordum. Benim
için inanılmaz bir tecrübeydi, neredeyse bütün Türkiye’yi dolaştık.
Oyunculuk adına, Engin Günaydın’dan çok şey öğrendim. Bana ilk inanan
insandır ve biri size inandığında kendinizi tüm dünyayı
değiştirebilecek kadar güçlü hissediyorsunuz. Sonrasında Semaver
Kumpanya’ya girdim. Shakespeare’in "Fırtına" eserini sahneledik. Sonra
"Çılgın Dershane" filminde oynadım. Bu, kamera önündeki ilk tecrübemdi.
Ardından "İki Yabancı" dizisi için 4 ay Nevşehir’de yaşadım. Sonra ise
"Fesupanallah" dizisi başladı, keyifli bir setti ama yürümedi. Şu an
Stüdyo Oyuncuları’nda tiyatro eğitimime devam ediyorum.
Oyunculukta eğitim almak şart mı sence?
- Kendi adıma konuşacak olursam, tiyatro benim için çok önemli.
Tecrübe edindikçe, kendimi geliştirdikçe ve zihnimde oyunculukla ilgili
yeni kapılar açıldıkça, aslında ne kadar eksik olduğumu fark ediyorum.
O yüzden Stüdyo Oyuncuları’nda aldığım iki senelik tiyatro eğitiminin,
eksik kalan parçaları tamamlamamda bana yardımcı olduğunu
söyleyebilirim.
Bize, oyunculuğun doğasına uygun ve doğasına aykırı bir şey söyleyebilir misin?
- Oyunculuğun doğasına en aykırı şey bence rol yapmak. Oyunculukta
dürüst olmak ve kendini o zamanın içine bırakmak gerçekten çok önemli.
Yalan söylediğinizi seyirci her zaman anlar.
Bu alanda kariyer yapmak isteyenlere tavsiyelerin neler?
- En sıkıntılı zamanlar insanın ne yaptığını ya da nasıl yapacağını
bilmediği, hayatın içine kendini bir türlü yerleştiremediği zamanlar.
Ben kendi adıma cesaretli davrandım, risk aldım hep. Bu işte öğrendiğim
en önemli şey de sabırlı olmak.
n Son dönem projelerin neler?
- Son olarak, bir hafta önce Mardin’de Cemal Şan’ın yönetmenliğini
yaptığı "Dilberin 8 günü" adlı sinema filminin çekimlerini tamamladım.
Şu an ise çekimleri mayıs sonunda başlayacak yeni bir dizinin
hazırlıklarını yapıyorum.
Engin Günaydın: Gösteri yapmamı Aslı istedi
Benim gösteri yapmaya niyetim yoktu, Aslı çok ısrar etti. Onun
gazıyla sahneye çıktım, bence iyi de oldu. Aslı’nın enerjisi çok
yüksektir, mutlu bir dünyası vardır. Bu gösteri de, mutlu olmak isteyen
bir gösteriydi. Gösteride yazılı bir metin olmadığı için
anlatacaklarımı unutuyordum. Aslı, unuttuğum yerlerde, "Şunu
anlatacaksın" diye bana hatırlatmalar yapıyordu.
Hürriyet/Kelebek
Facebook'ta Paylaş  |