|

Kozmetik sektörüne giren Begüm Şen, "sosyetik güzel" tanımından rahatsız.
Ani bir kararla iş hayatına atılan ve kozmetik sektörüne
giren Begüm Şen, "sosyetik güzel" tanımından rahatsız: "Ben insanların
fikri değişsin diye iş kurmadım. Ama bu tanım gerçekten insanları
damgalıyor ve kötü etkiliyor... Sanki hayatımız gezmekten ibaretmiş
gibi..."
Nereden aklınıza geldi kozmetik işine girmek?
- Kozmetiğe ve yeniliklere çok meraklıyım. İzmir'deki
yıllarımdan beri bitkiler, kremler ve değişik karışımlara hep ilgim
vardı zaten... Dolayısıyla çok geniş bir takip ağım var; dergiler,
yurtdışı bağlantıları vs... Bu işe de kendi kullandığım şeyleri
arkadaşlarımla paylaşmak istediğim için girdim.
Türkiye’ye Lifecell adlı bir krem getirdiniz. Bu krem tam olarak ne işe yarıyor?
- Öncelikle bu kremi herkes kullanabilir. Estetik yaptırmış ya da
yaptırmamış, hiç fark etmez! Bu zamanda kendine bakan her kadının bir
cilt, göz ya da gece kremi vardır diye düşünüyorum. Bütün bunların tek
bir kremde toplanmış hali Lifecell... Kolajen etkisinin yanı sıra
içindeki bir maddeden dolayı yansıtma özelliği var. Nasıl kristale ışık
vurduğunda geri yansıtıyor, bu da öyle... Bu kremin içindeki kristal
tanecikleri cildinize yerleştiği zaman, sizdeki kırışıklıkları 28 günde
tedavi etmeye başlıyor. Zaten ilk kullanmaya başladığınız andan
itibaren yansıtma özelliğiyle var olan kırışıklıkları da kamufle
ediyor. Bu çok hoşumuza gitti.
Bu kremi ilk olarak ne şekilde keşfettiniz?
- Los Angeles’ta doktor yakınlarımız var. Bu bilim adamlarının,
insan sağlığına ilişkin çok önemli çalışmalarda bulunduklarına tanık
olduk. Amerika’da bilinen ve güven duyulan bir ürün Lifecell. Ben
kullandım, çok da beğendim. Birkaç arkadaşım da kullandı. İyi sonuç
alınca, bu işe girmek için bir de kozmetologlara denettik. Onlar da
beğendi. Onların ve doktorlarımızın onayıyla işe girdik.
Böylece ilk kez iş hayatına mı atılmış oldunuz?
- Kozmetik alanında ilk kez çalışıyorum. Ama asıl eğitimim turizm alanında...
Peki turizm ve otelcilik alanında çalıştınız mı hiç?
- Çok az bir çalışma hayatım oldu. Çünkü 22 yaşında evlendim. 23
yaşında oğlum Alp dünyaya geldi. Çocuk konusunda çok aceleci davrandım,
çünkü çocukları çok seviyorum. Hep genç yaşta anne olmayı istiyordum,
gönlüme göre oldu. Şimdi Alp 11, Can ise 6 yaşında. Benim boyuma
yetiştiler.
Bir de kızınız olsun ister miydiniz? Gerçi artık iş hayatına da atıldınız, zor olur herhalde bir çocuk daha...
-
Kız çocuk arzu ettik, ama oğlumuz oldu. Allah onlara uzun ömür versin.
Onun için yeni bir çocuk düşüncem yok. Ama her şey kader, kısmet...
İleride ne olur bilmiyorum. İş hayatım var diye çocuk sahibi olmamayı
asla düşünmem.
İş hayatı çok fazla vaktinizi alıyor mu?
- Evet alıyor. Aceleci biriyim, her şeyi bir anda yapmak isteyen bir
yapım var. Bu durum beni yoruyor. Avantajım; bu işte gece bilgisayar
başında çalışma imkanımın olması... Bir de Amerika’yla çalıştığımız
için akşam 21.00’den sonra internet yoluyla görüşüyoruz. Çocuklar da
yattıktan sonra vaktim oluyor zaten. Öyle her akşam gezip tozan bir
çift değiliz zaten... Sabahları erken kalkıyorum. Diğer işlerimi
etkilememesine özen gösteriyorum.
İş kadını Begüm Şen olmak hoşunuza gitti mi?
- Tabii ki gitti.
Türk kadınının kozmetiğe merakını nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Türk kadını her zaman kozmetiğe meraklıdır. Bir el kreminden tutun
da cilt kremine kadar mutlaka bir şeyler kullanırlar. Elbette bunları
es geçen insanlar da var. Ama yine de birçok Türk kadını bakımına
elinden geldiğince özen gösteriyor. Bence insan kendi mutluluğu için
bakımını, makyajını her zaman yapmalı.
Siz de annesinin rujlarını süren küçük kızlardan mıydınız?
- Her küçük kız gibiydim... Bütün kız çocukları erkenden özenirler
annelerine... Ben de çok severdim. Annemin ayakkabılarını giyer, koyu
renk rujlar sürerdim.
Sizin için de kullanılan "sosyetik güzel" tanımı için ne diyeceksiniz peki?
- Maalesef ülkemizde böyle bir şey var. İnsan rahatsız oluyor. Sadece bana değil, çevremdekilere de bu tarz
yakıştırmalar
yapılıyor. Fakat bunlar çalışan, birtakım güzel işler başaran kişiler.
Neyse ki söylenen şeyleri çok fazla kafasına takan biri değilim. Ama
böyle bir yakıştırmayı da kimsenin hak ettiğini düşünmüyorum.
"Sosyetik güzel" deyince insanın aklına çalışmayan, sadece davetten davete giden, marka tutkunu kadınlar geliyor, değil mi?
- Aslında o insanları yakından tanısalar, böyle düşünmezler.
Hepimizin bir aile hayatı var. Değerlerimiz var. Ben İzmirli’yim.
500-600 kişilik Tanık ailesinden geliyorum. Bayram sabahları herkesin
evinde yaşananlar bizde de yaşanıyor. Çocuklarıma yeni kıyafetler
alıyorum her bayram olduğu gibi. Diğer çocuklara yardım etmek, kitap
almak gibi elimizden ne gelirse yapıyoruz. Çocuklarımı da öyle
yetiştiriyorum. Ailemin beni eğittiği gibi onları da aynı değerlerle
eğitiyorum. Ama maalesef "Sosyetik güzel" kavramını silemiyorum.
Yakıştırma yapmadan önce insanları yakından tanımak gerekir diye
düşünüyorum.
İş hayatına atılmanız, belki de insanların kafasındaki tabloyu değiştirir...
- İnsanların fikri değişsin diye iş kurmadım. Bu söylenti insanları
damgalayan ve kötü etkileyen bir söylenti. Sanki hayatımız gezmekten
ibaretmiş gibi. Yakın çevrem beni gayet iyi bilir. Tanımayan insanın
böyle bir düşünceye sahip olması da üzücü... Fakat bunun için yapacak
hiçbir şey yok. Hayatta herkesin sıkıntısı olabilir. Dışarıdan
görünenle gerçek hayat birbirinden çok farklı...
Hayatta hiç pazardan kıyafet satın aldınız mı kendinize? Yoksa hep marka mı giyinirsiniz?
- Şahitlerim en yakın arkadaşlarım, marka düşkünü değilimdir. Fakat
modayı çok seviyorum ve dergilerden takip ediyorum. Oğlak burcuyum ve
yenilikleri araştırırım. Benim için öncelikli olansa bana yakışmasıdır.
Çok renkli giyinmeyi severim ve kendime yakıştırdığım renkli şeyleri her yerden alabilirim.
En yakın arkadaşım Adnan
Yıllar sonra iş hayatına atılmak istemenize eşinizin tepkisi ne oldu?
- Ortak düşüncemiz aslında bu... Sadece bana ait bir iş olarak
görmüyorum, Adnan da işin içinde. Bana çok büyük destek veriyor. Hatta
akıl hocam diyebilirim. Onun desteği olmadan olmazdı. Üç sene önce de
Beverly Hills doktorlarıyla birlikte bir klinik projemiz vardı. Klinik
yerine bu ürünlerin distribütörlüğünü yapıyoruz. Senelerin birikimiyle
bu yola çıktık.
Hayattaki en iyi arkadaşınız kim?
- Eşim... Adnan en iyi arkadaşım. Biz 12 yıldır evliyiz ve
evliliklerde zaman geçtikçe daha da büyük bir yakınlık doğuyor.
İnsanlar birbirlerine daha da yaklaşıyorlar. Hatta çiftler zamanla aynı
şekilde düşünmeye ve davranmaya
başlıyorlar. İnşallah biz de ileride daha yakınlaşırız.
Adnan Bey, kendisiyle yapılan bir röportajda sizin çok kıskanç olduğunuzu söylemiş. Doğru mu?
- Kıskancımdır, ama her kadın kadar! Adnan da öyledir. Sonuçta
karşılıklı bir şey bu... "Her erkeğin ve kadının olduğu kadar
kıskancız" diyebiliriz. Ortada vahşet bir durum yok yani.
Hürriyet/Kelebek
Facebook'ta Paylaş  |