|

'Sabah Şekerleri' programıyla popüler olan Murat Başoğlu, televizyona dönmeye hazırlanıyor.
Kendi
kurduğu Biyer Art Studio tasarım şirketinin başkanı olan Murat Başoğlu,
'Tulipan Defterleri' ile Osmanlı kültürü ve motiflerini post-modern
şekilde yorumluyor. Şebnem Dönmez ile beraber sunduğu 'Sabah Şekerleri'
ve 'Görevimiz Tehlike' programlarından tanıdığımız Başoğlu, 1996
yılında Magazin Gazetecileri Derneği tarafından 'En İyi Erkek Sunucu'
ödülüne layık görülmüştü. Bu başarılı kariyerin ardından iş hayatında
reklam ve tasarım konusunda uzmanlaşmayı seçerek Biyer'i kuran ve sekiz
yıldır bu sektörde başarılı projelere imza atan Başoğlu aynı zamanda
Tulipan Creations markasının da yaratıcısı. Bu marka altında Murat
Başoğlu'nun tasarımlarını yaptığı Tulipan Defterleri, Osmanlı
motiflerini modernize ederek Osmanlı kültürüne ait resim ve
illüstrasyonlarla süsleyen özel bir defter serisi. 2002 yılında Hande
Bermek'le evlenerek, ekranlara veda eden başarılı sunucu, yeniden
televizyona dönmek istiyor. İyi bir yapım olursa oyunculuk da
yapacağını söyleyen Başoğlu, yaz sonunda tek kişilik gösterisi 'Ben de
televizyon izliyorum' ile hayranlarıyla buluşacak.
BİR TERCİH YAPTIM, EVLİLİĞİ SEÇTİM
* Televizyon sektöründe tam da zirvedeyken işi bırakıp kendi reklam ve tasarım şirketinizi kurdunuz, neden?
Bizim
gibi popüler bir meslek içindeyseniz, özellikle de televizyon sunucusu
olunca hayran kitleniz ve size olan talep çok fazla oluyor. O zaman
normal hayatınızı yaşayamıyorsunuz. Kimileri bu şöhretli hayatın içinde
olmaktan memnun ve evliliğini de yürütebiliyor ama benim gibi insanlar
evlilikle bu işin birlikte yürümeyeceğine inanıyor. O dönemde üzerimde
çok ilgi vardı ve ben bunun yıpratıcı olacağını düşündüm.
* Neden böyle düşündünüz?
Mutlu
bir evlilik yaşamak ve onun tadını çıkarabilmek için en güzel dönemde
televizyonu bıraktım ve bu şirketi kurdum. Neden televizyonu
bıraktığımı ilk kez size anlatayım: Kral TV'nin gecesine davetliydim,
çıkışta partisine gittim. Partide hayatımda ilk defa gördüğüm sarışın
bir kız yanıma geldi ve "Ateşiniz var mı?" dedi. Sigarasını yakarken
elini omzuma attı ve gazetecilerin hepsi fotoğraf çekmeye başladılar.
Ertesi gün 'Murat Hande'yi aldatıyor' diye haber çıktı. Bu olay
sonrasında televizyonu bırakmaya karar verdim. Yedi yıldır
magazincilerin olduğu yerlere gitmedim ve çok mutlu yaşadım. Onların
gözünden silinmek inanılmaz güzel bir şey.
* Aslında bu tür fedakarlıkları genelde kadınlar yapar siz de tam tersi olmuş. Eşiniz mi talep etti televizyonu bırakmanızı?
Ama
kadınların çoğu sonra da geri dönüyorlar ekrana (gülüyor). Hayır,
eşimden böyle bir talep gelmedi ama bakıyorsunuz o durumda zoru
yaşayacak olan, üzülecek olan o. Onun üzülmesini hiç istemediğim için
bu sektörü kendi kararımla bıraktım.
KÜLTÜRÜMÜZÜN MOTİFLERİ YOK
* Şimdi de Tulipan ile gündemdesiniz, Osmanlı kültürüne ilginiz nereden geliyor?
Ben
okulda da tarih meraklılarındandım, Osmanlı tarihiyle yakından
ilgileniyordum. Sonra 10 yıl mankenlik yaptım, modayı yakından takip
ederken gördüm ki her yerde Hint ve Afrika esintileri var ama bizim
kültürümüze, Osmanlı'ya ait motifler neredeyse yok. Neden böyle diye
düşünmeye başladım. Reklam ajansından ziyade tasarım üzerine bir şeyler
yapmak istiyordum. Ancak televizyonda sabah programı sunduğunuz zaman
ertesi sabah tasarımcı olmanız o kadar kolay olmuyor.
* Önyargı oluyor değil mi?
Evet,
insanları ikna etmek çok kolay olmuyor. Bizde sap ve saman çok karışık
durur ama Avrupa'da bu işler böyle değil. Sizi herkesle aynı sanıyorlar
ve tanımıyorlar. Benim de bu alana geçmem zaman aldı. İlk başlarda
ajansın işleriyle çok yoğunduk, çocuk olunca Amerika'ya gittik ve
üç-dört ay orada kaldık. Sonra yaptığım işten zevk almadığımı anladım
ve tasarımcı olmaya karar verdim. Yeni bir tasarım kadrosu kurduk ve bu
defterlerle işe girdik.
ÇABUK UNUTTUK
* Modanın içinden gelen biri olarak tasarımda bunun faydasını görüyor musunuz?
Mankenlik
yaptığım yıllarda da en çok koreograf asistanlığı yapan kişiydim çünkü
bu işten anlardım. Uğurkan Erez'e asistanlık yapardım. İnsanın o tür
bir gözünün olmasının mutlaka bir katkısı oluyor. O dönemlerde de
dünyanın her yerini gezer görürdüm. Bu insana vizyon katıyor. Milano'da
ve New York'ta moda haftasına gidip tasarımcıların neler yaptığını
gördüğünüz zaman bunlar hep size birer artı olarak dönüyor. İleride
işin moda tarafına geçmek bir gibi bir niyetim var. Bizim
kıyafetlerimizi dünya modacılarına tanıtan bir şirket kurmak istiyoruz.
Biz Anadolu'da hâlâ kullanılan yazmaları ve oya işlerini çok çabuk
üzerimizden attık. Unuttuk bu değerlerimizi... Oysa yaşadığımız kültüre
sahip çıkmamız lazım. Şimdi bu konuda bir arşiv hazırlamaya başladık.
Osmanlı'dan Cumhuriyet tarihine gelen kıyafetleri arşivliyoruz. Bu
tarihe kadar olan Türk modası üzerinde çalışıyoruz.
* 'Tulipan' kavramını biraz açabilir miyiz?
Tulipan,
Çini Sanatı diye geçiyor ama Tulipan Osmanlı'da lalenin gerçek ismidir.
O zamanlar Osmanlı'da en çok tulip yani lale motifi kullanıldığı için
lale motifinin yer aldığı çiniye geçişi de buradan geliyor. Yani
çinideki lalenin ismi de denebilir. Şu anda Hollanda dünyaya göğsünü
gere gere laleleri anlatıyor, hatta ekonomilerini bile bunun üzerine
kuruyor. Sadece lale tarlalarını gezmeye giden insan sayısının
yüksekliğine inanamazsınız. Ben de gittim ve hepsini gezdim. Tulipan
defterleri fikri de o gezi sırasında oluştu zaten. Orada lalelerden
hediyelik eşyalar satıyorlar, laleli defterler, kalemler, eşyalar...
Dedim ki 'bizde niye bu hediyelik eşya kültürü yok?' Ben turist olsam
nereleri gezerdim deyip, Eminönü, Topkapı, Ayasofya Müzesi, Mısır
Çarşısı ve Kapalıçarşı gibi turistik bölgeleri dolaştım. Orada
hediyelik eşya olarak alınabilecek kaliteli şeyler hakikaten yok. Bu
işe girmeye böylece karar verdim.
DEFTERLERİN DEVAMI GELECEK
* İşe defterle başladınız, devamı gelecek mi?
Evet,
geçen sene defterlerle başladık ama 1 Euro'dan 100 Euro'ya kadar oluşan
hediyelik eşyalar satan dükkanlar zinciri kurmak istiyorum. Mum, kalem
gibi gündelik hayatta kullanabileceğiniz her şey olacak. Bir ekibim
var, birlikte bu konu üzerinde çalışıyoruz.
* Ürünler nerelerde ve kaça satılıyor?
Lale
ve padişah serisi şu anda, Mudo mağazaları, Megavizyon, İnkilap
Kitapevi, Mefisto ve birçok yerel kırtasiyede satılıyor. Fiyatlar 10-15
YTL arasında değişiyor.
* Kağıt-kalem
aslında giderek yerini bilgisayarlara ve notebook'lara bırakıyor, bu
anlamda defterlerin satılmayacağını hiç düşündünüz mü?
Hayır,
deftere ihtiyaç hiç bitmez. Kağıt-kalem kullanmadan olmaz. Bilgisayarın
amacı başka. Kağıda yazdığınız şeyler silinmiyor, yok olmuyor daha
güvenli. İnsanlar dokunarak yazmaktan daha çok hoşlanıyor bence. Defter
uzun yıllar hayatımızda olmaya devam edecek.
* Televizyonda olmayı hiç özlüyor musunuz?
Televizyona
geri döneceğim, niyetim var. Nasıl bir şey yapacağımı şu anda tam
olarak bilmiyorum ama büyük ihtimalle bir gece şovu olacak ve biriyle
birlikte sunacağım. Ben yarın sabah kalksam ve sabah programı yapsam
yine eskisi gibi yüksek reyting alırım, çok iddialıyım.
* Ama sizin bıraktığınız dönemle şimdiki dönem arasında çok fark var, beğeniler değişti...
Televizyonların
genel yapısı bu, bir şey tuttuğu zaman 30 tane aynısından yapıyorlar.
Mesela Amerika'da 'Sex and the City' dizisi yedi sene sürdü, şimdi de
film oldu. 'Friends' 10 yıl sürdü. Ama bizde en fazla iki-üç yıl
içerisinde bitiyor. Çünkü karşınıza başka kanallarda aynısından konuyor
ve işin suyu çıkıyor. Ben televizyonlardan önce sahneye döneceğim.
Televizyonda gördüğünüz her karakter benim şovumun içinde olacak.
Şovumun adı da 'Ben de televizyon izliyorum' olacak. Şu anda ekip
kuruluyor, yazdan sonra küçük bir mekanda şovum başlayacak.
Benden sonra genç sunucu çıkmadı!
* Yedi yıl içinde birçok oyunculuk teklifi almış ama hep reddetmişsiniz...
Evet,
en son Abdullah Oğuz bir yarışma programı için teklif getirmişti, onu
da kabul etmedim. Hatta o programı da Reha Muhtar sundu. Yedi yılda
belki de 500 tane teklif geldi. Oyunculuk yapmak istiyorum ama 'mutlaka
oyunculuk yapmam lazım' diye de bir stres içinde değilim.
* Yedi yıl içinde hiç istediğiniz gibi bir teklif olmadı mı?
Bu
süreçte bir sürü iyi iş yapıldı ama onlar bana teklif edilmedi... Ben
artık şöyle bir duruma geldim; yapımcılar toplandıkları zaman proje
üzerinde çalışırlarken Murat Başoğlu ismi söylendiği zaman "O nasılsa
çalışmıyor, kabul etmiyor" diyorlar. Ben artık yapımcıların televizyona
döndüğümü bilmesini istiyorum.
* İyi bir proje için kıstaslarınız neler?
İyi
bir senaryo ve iyi bir yönetmen şart. Ben bu zamana kadar birçok rol
oynadım ama hiçbiri bana şöhret getirmedi. Artık rol bana yazılmalı,
yazılmış bir role gidip oynamayı düşünmüyorum. Eğer akla gelen ilk isim
bensem o zaman var olurum o işin içinde. Televizyon sunuculuğumu da
devam ettirmek istiyorum. Kimse kusura bakmasın ama benden sonra 30 yaş
altı sunucu çıkmadı... Sunuculuğu oldu bırakalı yedi oldu ama hâlâ
benim bıraktığım dönemdeki isimler sunuculuk yapıyor.
* Mesela?
Dönüyoruz
dönüyoruz Mehmet Ali Erbil ve Cem Davran'a sunduruyoruz programları.
Gece şovlarını Beyaz ve Okan Bayülgen yapıyor. İkisi aynı kanaldan
emekli olacak neredeyse.
* Aslında talkshow yapan çok kişi oluyor ama tutmuyor...
Evet,
ama ben yaptım tuttu. Hem de BRT'de yapmıştım. Bir de 'Armut Şov' diye
bir program yaptım. İkisi de çok sevilerek izlendi, Hatta başka kanala
transfer bile olduk.
Sabah
Facebook'ta Paylaş  |